30 Ekim 2008 Perşembe

GÖKTEN ÜÇ ELMA DÜŞMÜŞ



İki soru, İki cevap...

esas kız : deniz kızlarının anlattıkları masallar hala gerçek mi sence?

esas oğlan : yalan, onlar hep yalan söylemişler. Kendileri de yalanmış...

esas kız : doğru ne ki?

her ayağa kalktığımızda düşmek mi?yoksa dizimizdeki yara kabuklarını kanatarak çekip koparmak mı?
büyümek mi? büyütmek mi?
gerçek, aslında adına mutluluk dediğimiz oyunlar oynamak mı?yoksa bunlara inanmak mı?

bugüne dek doğru bildiğin ne yanıltmadı ki seni?

hayat, taşların sürekli yer değiştirmesinden ve senin de buna bir ömür haala şaşırabiliyor olmandan ibaret değil mi zaten?

yoksa ustanın dediği gibi ömrümüzce sürecek bir yalana mı inanmak lazım....

ben bi ülke biliyorum...deniz fenerinin ucunda başlıyor giriş kapısı...
hiç söylenmemiş güzellikte cümleler gizli orda...
gördüm...

yolunu kaybettiysek bu o ülkenin suçu mu?

ya kilitlenmiş kirpiklerinin çözüldüğü an gördüğün...?


esas oğlan : nasılsın , nerelerdesin.. Hayat nasıl ...

esas kız : iyi diyelim iyi olalım mukabilinde polyannavari bir türkü tutturmak ister deli gönül de... hani umut umut da nereye kadar:)

ikametgah senedi dedikleri muhtarkazancı istanbul der de ayaklarımı bastığım toprağa..ya başımdaki bulut?

hayat?

insanı evire çevire düzen bişeydir hayat demişti bi zamanlar sigarasını izmaritine kadar içen bir arkadaşım..bense kırık şişeden içtikçe şarabı yakıştırmaya çalışıyorum kendime yüzümdeki kesikleri...


çok mu taklalı cümleler oldu usta?

"ben burdayım, en son gördüğün yerde, hayat da her zamanki gibi boktan" gibi düz bi cümle daha mı güzel yoksa...

----------------------------------------------------

hiç bir masal gökten üç elma düşmeden bitmemeli..
yok illa kötü bitecekse de en azından olabilecek en kötü şey, elmalardan birinin terkedilenin kafasına düşüp hafıza kaybına yol açması olmalı.


budur.


görsel

0 ses: